Birsen Tankaya Dinç: Mizah, edebiyatın en güçlü dilidir

Röportaj: Elif Soykan

Yakın zamanda Siyah Beyaz Yayınları’ndan Bir Acayip Cenaze Töreni romanını yayımlayan yazar Birsen Tankaya Dinç ile yeni kitabı ve edebiyat serüvenini konuştuk.

Elif Soykan: Serseri Gönlüm Döndün mü?, Bir Acayip Cenaze Töreni kitaplarının yazarı Birsen Tankaya Dinç kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?

 

Birsen Tankaya Dinç: Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunuyum.   Çocukluğum Ankara’da geçti.19 yıl Türk Hava Yollar A.O. Kurumsal Gelişim ve Bilgi Teknolojileri Başkanlığı (EBİ) çalıştım.  7 kardeşten biriyim. Evliyim ve Ela isminde bir kızım var. Yeni yerler görmeyi, keşfetmeyi ve orayı yaşamımın bir paçasına eklemeyi seviyorum. 5 yıl önce yazmaya başladığım Marmaris Bülten Gazetesi’nde yazmaya devam ediyorum.

 

Edebiyatla ilişkiniz ne zaman ve nasıl başladı? 

 

Edebiyatla ilişkim önce okumayla başladı. Yazabilmek için önce çok iyi bir okuyucu olmak gerekiyor. Bunu zamanla öğrendim. 

 

Kitap okuma sevdam ise ilkokul 2. sınıfta başladı. Bizim çocukluk yıllarımızda mahalle aralarında kitapçılar vardı. Verilen harçlıklarımı biriktirerek, her ay bir kitap almayı hedeflerdim. 

 

Hem şiir hem de roman yazan biri olarak kendinizi hangi türe daha yakın hissediyorsunuz?

 

İlk zamanlar şiir yazıyordum. Romanı daha çok okumayı seviyordum. Ve bu okuma sevgim her geçen yıl katlanarak büyüdü. Roman yazmanın ayrı bir hazzı olduğunu gördüm. Tutku gibi bir şey. Hangi türe daha yakınım diye düşündüğümde, ikisinin de yeri çok ayrı. Şiir bir anda gelen bir duygu eşliğinde yazılıyor. Romanın önce ana temasını düşlüyorsun. Sonra tek tek karakterler belirleniyor. Olayların akışı, diyaloglar, duygular derken, romanın başlama ve bitişine kadar geçen süre benim bir parçam oluyor. Bu süreç; bazen iki yıl, bazen daha uzun olabiliyor. 

 

Şiirde duygular daha yoğun bir biçimde ifade edilirken roman daha özgür bir alan sunuyor. İki alanda da eser veren birisi olarak şiirden romana geçiş nasıl bir süreç oldu?

 

Geriye baktığımda; gençlik yıllarının verdiği şiir tutkusu ile şiirlerimi 1993 yılından itibaren yazılı olarak tutmaya başlamışım. Roman yazmadan önce, arada yazdığım çocuk hikayelerim vardı. Ana yemekten önce aperatif gibi.  

 

Söylediğim gibi iyi bir okuyucuyumdur. “Bir Acayip Cenaze Töreni’ni önce film senaryosu olarak yazdım. Film sektörü başlı başına farklı bir yer. Bir Acayip Cenaze Töreni yazarken, değerli arkadaşım Çiğdem okuyup bana yorum yapıyordu. Senaryo 1 yıl gibi bir sürede yazılıp bitti. Birkaç yere gönderdim ve 2 yıl bekledi. Bir sonuç çıkmadı. Arkadaşım Çiğdem’in ‘hadi bunu romana dönüştür’ teşvikiyle, acaba becerebilir miyim, gelgitleri içerisinde, kolları sıvayıp yazdığım film senaryosunu kitaba dönüştürerek ilk romanım “Bir Acayip Cenaze Töreni” ortaya çıktı.

 

Şiir kitabınızda yer verdiğiniz üç şiiriniz Resim sergisinde yer alırken, bir şiiriniz İtalya’da çıkarılan Art&trA dergisinde yayınlanmış. Bu süreçten biraz bahsedebilir misiniz? 

 

Ressam arkadaşım, Güler Özcan yaptığı resimlerini kendi sosyal sitesinde yayınlıyordu. Bir gün kadına şiddet konulu resimlerini sergilemeye başladı. Çizdiği o resimlere baktığımda, bende farklı bir duygu yarattı. Anında birkaç şiir ortaya çıktı. Yazdığım şiirleri o resimlerin altına ekleyerek arkadaşım Güler Özcan’a gönderdim. Bu sefer resimleri şiirler ile birlikte sosyal sitesinde paylaştı. Paylaşımlar hakkında olumlu yorumlar gelmeye başladı. O yıl İtalya da katılacağı resim sergisinde “Bu şiirleri de resimlerin yanında sergide yayınlayabilir miyim?” teklifi ile bana geldi. “Bu şiirler o resimler için yazıldı. İstediğin gibi kullanabilirsin” dedim. Serüven böyle başladı. Arkadaşım Güler Özcan İtalya’ya sergiye gitti. 3 şiir Türkçe, İtalyanca ve İngilizce olarak 3 dil de yazılmıştı. Sergi boyunca resimlerin yanında yer aldı. Sergide resimler ile birlikte şiirler bir bütün oluştururken, tabii ki çok ilgi görmüşler. Arkadaşım Güler Özcan beni arayarak, Art&trA dergisinde yaptığı bir resim ile, bir şiirin yayınlandığını bildirdi. “Bu haber bizler için yaratmanın hazını oluşturmuştu. 

 

Sonrasında, Ressam Güler Özcan ile oturup, “Kadına Taciz” temalı bir sergi planladık. “Kadına Taciz” temalı yaptığı resimlere, ben şiirler yazdım. Çok güzel bir çalışma ortaya çıktı. Her resme bir şiir olarak Ankara da 16 Nisan 2020 tarihi için sergi program oluşturuldu. Fakat, Covit 19’dan dolayı sergi iptal edildi. O sergi için şu an beklemedeyiz. 

 

Son yayımlanan kitabınız Bir Acayip Cenaze Töreni’nde ölüm temasını mizahi bir dille işliyorsunuz. Bu temayı bu şekilde işlemenizin özel bir nedeni var mı?

 

“Bir Acayip Cenaze Töreni” kitap projemi ilk önce yakınlarımla paylaştığımda, herkes şaşırarak “Nasıl yani” diyerek, bana deli gözü ile bakıyordu.

 

Bir arkadaşımın babasının cenaze törenine gitmiştim. Cenaze namazı bittikten sonra, cenaze tören alanına biranda bando takımı çalarak gelmişti. Hani çizgi fillimler de kafalarda biranda bir ışık yanar. O an benim içinde öyle oldu. Bunu yazmalıyım.  İstediği doğdu. Karakterler, diyaloglar, olaylar kafamda dans ediyordu artık. Ana tema belli olmuştu. Bunu film senaryosu olarak tasarlayacaktım. Türk Hava Yollarında çalışırken, yaptığım görev gereği, personelin yakınlarının cenaze törenlerine de katılıyordum. Tabi yılların birikimi var. 

Okuyucular beni yaşlı bir kadın olarak düşünecekler! Hay aksi! Ama değilim.

 

Ana tema belli olunca, katıldığım cenaze törenlerindeki yaşadığım ilginç olaylar belliğimde gün ışığına çıkarak canlanmaya başlamıştı. Çiğdem’in iş kolu, radyo televizyondu. Projemi ona anlattım. Yazdığım kadarına bir göz atmasını istedim. Olur dedi. Yazdığım 10 sayfayı ona gönderdim. Okudu. Bir gün sonra bir araya gelince “Cenaze olunca bu karakterler ve bu diyaloglar ay bilemedim ki! Nasıl desem.” dedi.  Sayfaları bana iade etti.  Aradan 20 gün geçti. Çiğdem beni telefonla arayarak, buluşalım sana anlatacağım çok şey var dedi. Buluştuk, Çiğdem, “Kızım 2 gün önce Samsun’a cenaze törenine gittim. Sana Sevcan teyzenin cenaze töreninde yaptıklarını anlatacağım. Bunları muhakkak yazmalısın dedi.”  Kitabın en belirgin karakteri Sevcan teyze bu şekilde gelerek ana temanın içerisinde yerini almış oldu.

Birsen Tankaya Dinç
Birsen Tankaya Dinç

Katıldığım cenaze törenlerinde başsağlığı temennilerinde bulunduktan sonra, kenarda bekleyen kişilerin arasında olurdum. Orada yapılan diyaloglar normal yaşamın içindeki diyaloglardı. Toplumlar düğünler de ve cenazelerde bir araya gelirler. Bir araya gelindiğinde ise, kim ne kadar yaşlanmış. Kim gençleşmiş. Kim kimden ayrılmış. Kim kiminle çıkıyor, beklerken hepsi konuşulurdu. 

 

Mizah; bana edebiyatın en güçlü dili olarak gelmiştir. Birçok film seyrederiz. Birçok kitap okuruz. Bunlar içerisinde en akılda kalan diyaloglar, mizahı olan diyaloglardır. Sanırım bende, cenaze töreninde ağlamanın yanı sıra yaşamın telaşının cenaze töreninde bitmediğini betimleyerek, dram yerine, o an ters köşe yaparak mizah dilini kullanmak istedim. 

 

Bir Acayip Cenaze Töreni kitabınızda karakterleriniz çok samimi ve günlük bir dil kullanıyorlar. Bu karakterleri üretirken gözlem yaptınız mı?

 

Karakterleri oluştururken evet gözlem yaptım. Ör. Kitabın içerisinde Ahusu karakteri ana karakterlerden bir tanesini oluşturuyor. Ahusu’nun kullandığı dil, kelimeler tamamen ona özgü kelimelerden oluşturmaya çalıştım. Bu karakter fikir olarak aklımda yer alırken, bu insanlar nelerden hoşlanır? Günlük yaşamda hangi terimleri kullanırlar? Olaylara nasıl tepki verirler? Bunun için Sevgili Niko’dan bana yaşamındaki deneyimlerinden örnekler paylaştı. Sultan ana, kitabın içindeki yapı taşıydı. Ferah, Arzu, Cuma, Çiçek, Halit, Elif, Melahat ve diğer karakterler yaşamımdaki kişilerden esinlenerek kitaba uyarlandım. 

Güler Özcan sergi
Güler Özcan sergi

Kitabın nostaljiye özlem duyulan tarafları olduğunu sezinledim. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Evet nostaljiye özlem hep vardır. Yaşamda özlem hep geride kalan yaşanılmışlar için değil midir?

 

Yakın zamanda yeni bir projeniz var mı? Edebiyat alanında neler yapmayı planlıyorsunuz?

 

Yazmaya devam ediyorum.  Şu an son okumasını bitirmek üzere olduğum, “Kırılma Noktası 2051 Kaçış” adlı romanım 2021 yılında raflarda yerini alacaktır. inşallah. Bitmiş başka bir romanım “Aşk Tükez’ adlı kitabım elimde basım için hazır bekliyor. Bununla birlikte; 200 yakın basılacak şiirlerim var. Çocuk hikayelerim basıma hazır. Ve Ayrıca; Bir Acayip Cenaze Töreni’nde yer alan karakterlerimin oluşturduğu, yine buran buram mizah kokan yeni romanım üzerinde çalışmalarımı  sürdürmekteyim. 

 

Edebiyat; büyük engin bir deniz. Bu denizde bir kum tanesini oluşturabilmek için kelimelerin oluşturduğu bu büyük dünyada, “Tutkum olan” yazmaya kalemim izin verdiği sürece devam ederek üreteceğim. 

 

Elif’ciğim bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Ajanda İstanbul 

Please follow and like us:

1 thought on “Birsen Tankaya Dinç: Mizah, edebiyatın en güçlü dilidir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Ajanda İstanbul'u sosyal medyada da takip edin!