Ağustos 8, 2020

Teknolojiye bağımlı Z kuşağı yaşayarak öğrenmek istiyor

Kendinden önceki Y kuşağı ile benzer özellikler sergileyen Z kuşağı çocukları da artık resmi üniversiteli oldu. Ancak Z kuşağı kendinden önceki kuşakların aksine yaşayarak, görerek, dokunarak öğrenmek istiyor. Tecrübelerine önem veren Z kuşağının üniversiteli olması eğitimdeki bazı alışkanlıkların da değişeceği anlamına geliyor.

Dokunarak, yaşayarak, görerek ve tabi tecrübe kazannarak öğrenmekten yana olan Z kuşağı ile birlikte artık sınırflardaki eğitim düzenin değişmesi de kaçınılmaz olmaya başladı. Uzmanlar Z kuşağının resmen üniversiteli kategorisine girmesiyle birlikte sınıfların da aktif öğrenme ortamlarına dönüşeceğini ifade ediyor.

Dijitalleşen dünyayla birlikte sınıflar da dijitalleşecek

Dünya genelinde uzun süredir dijitalleşme var. Küresel boyutlardaki dijitalleşme nedeniyle artık birçok ortam da klasik formlarından uzaklaşmmaya başladı. Tüm dünyayı etkisine alan bu dijital dönüşümle birlikte eğitim ortamlarında da bir başkalaşım meydana gelmesi kaçınılmaz.

Uzmanlar tarafından eğitimde en önemli olan unsur ‘içerik aktarma’ olarak görülüyor. İçerik aktarma olayının sınıf dışına taşınması ve dijital ortamda öğrenciye sunulması gerekiyor. Sınıf artık aktif öğrenme ortamına dönüşmeli zira öğrenci sınıfta aktif olmak istiyor.

Z kuşağı tecrübe ederek öğrenmekten yana

Üniversitede şu an eğitim görmekte olan Z kuşağının, bir önceki Y kuşağının son jenerasyonuyla benzeştiğini söyleyen Şahin’e göre Z kuşağı, dokunarak ve uygulayarak öğrenmek istiyor. Mevcut sistemde uygulanan öğrenme süreçlerini de hatırlatan Şahin, ‘içerik aktarma en basit olan kısım ama en uzun süren kısım şu anda. Hoca sınıfa giriyor, yıllardır hazırladığı powerpointleri öğrenciye aktarıyor. Öğrenmenin üst basamakları olan uygulama, analiz, yorumlama ve yaratma için zaman kalmıyor’ diye konuştu. Bu nedenle MEF Üniversitesinde 2014 yılından itibaren eğitimin ‘ters yüz’ edildiğini hatırlatan Muhammet Şahin, ‘Flipped Learning’nin yanı sıra, son 3 yıldır tüm dünyada gelişmekte olan ‘Adaptive Learning’ yani kişiye uyumlu dijital platformların da Mef Üniversitesinde aktif bir şekilde kullanıldığını söyledi.

‘Bu platformlarda bütün ekonomik olumsuzluklara rağmen bütçeyi iki kat artırdık’ diye konuşan Şahin, önemli olanın aynı içeriğin dünyanın herhangi bir yerinde bulunan tüm öğrencilere aynı şekilde erişiminin sağlanabilmesi olduğunun altını çizdi. Şahin, 14 Ağustos’ta sona erecek üniversite tercihlerinde, üniversitelerin online eğitim kapasitesinin de öğrenciler için en çok sorgulanan başlıklardan biri olduğunu kaydetti.

Öğrenciler artık üniversitelerin online eğitim altyapısını da araştırıyor

MEF Üniversitesinin Türkiye’nin farklı yerlerinde YKS’ye giren 1628 adayla telefon görüşmesi yoluyla yaptığı ankete ilişkin veriler de paylaşan Şahin, öğrencilerin yüzde 72’sinin tercih yaparken, üniversitenin online eğitim altyapısına bakacağını söyledi. Üniversitelerin online eğitim üzerine daha fazla kafa yorması gerektiğini söyleyen Şahin’e göre, Türkiye’de ilk koronavirüs vakalarının görülmeye başlanması ile YÖK hızlı ve rahatlatan kararlar aldı.

Ajanda İstanbul/2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir