BDSM dünyasında hızlı bir gezinti: Köpekler Pantolon Giymez

Köpekler Pantolon Giymez

Köpekler Pantolon Giymez, Finlandiya ve Letonya ortak yapımı bir film. BDSM dünyasına hızlı bir giriş niteliğinde sayılabilecek film dünya prömiyerini 2019 Cannes Film Festivali’nde ‘Yönetmenlerin On Beş Günü’ bölümünde gerçekleştirmiş. Dünyanın en önemli ve en bilinen film festivallerinden Cannes Film Festivali’nde geçen yıl büyük ilgi uyandıran filmin İngilizce ismi Dogs Don’t Wear Pants. Orijinal Fince dilindeki adı ise Koirat Eivät Käytä Housuja.

BDSM kültürü: Köle-sahip ilişkisi üzerine cinsel haz

Filmin yönetmen koltuğunda daha önceden yine festivallerde adından sıkça söz ettiren ‘Ziyaretçi’ filmi ile yakından tanıdığımız Jukka-Pekka Valkeapää oturuyor. BDSM dünyasına hızlı bir giriş diye nitelendirebileceğimiz filmin iç özelliklerine geçmeden önce BDSM hakkında biraz bilgi sahibi olmak da fayda var.

BDSM, cinsel bir birleşme söz konusu olmadan sadist ve mazoşist ögeler, eşyalar ve davranışlar bütünüyle cinsel haz elde edebilmek diye tanımlanabilir kısaca. Domine etme ya da edilgen olma durumu üzerine kurulan cinsel hazlar bütününe verilen isim de diyebiliriz. BDSM partilerinde ya da parantez içinde ayinlerinde kadın veya erkek olan taraflardan biri domine edilirken diğer taraf da edilgen bir tutum sergiler ve diğerinin emirlerine tabi kalır. BDSM kültüründe genel olarak sahip-köle ilişkisi hakimdir. Domine eden kadınlara ise Dominatrix ismi veriliyor.

Yaşadığı duygusal acıdan fiziksel acı ile sıyrılmaya çalışan yaslı bir adam

Kesici, delici, yakıcı aletlerin kullanılabildiği bu tür cinsel haz arayışlarında bazen şiddet seviyesi tahmin edilenin üzerinde artabilir. Bazen de çok daha kabul görülebilir standartlarda kalarak cinsel haz sağlanabilir. Aslında hiçbir şekilde BDSM etkisinde olmayan hatta bu kültürden haberi olmayan insanların ilişkilerinde bile bir takım psikoseksüel haz noktalarını uyandıran BDSM ögeleri bulunabilmektedir.

BDSM hakkında pek de detaylı olmayan ancak en azından film hakkında konuşabilmek için yeterli bilgiye sahip olduktan sonra biraz daha yapımın derin sularında yüzmeye başlayabiliriz. Gençken karısını gözlerinin önünde bir gölde boğularak kaybeden Juha’nın hikayesine tanıklık ediyoruz film boyunca. Yer yer ironik yer yer karikatürist özellikler sergileyen Juha, gençken kaybettiği karısının yasını uzun yıllar tutuyor. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen bir türlü biricik karısını unutamayan Juha, başka bir kadınla birlikte olmayı redderek bilinçli bir şekilde yalnızlığı tercih ediyor.

Fiziksel acının duygusal acıyı aştığı zamanlar

Karısı öldüğü sırada 2-3 yaşlarında olan ve filmde genellikle ergenlik haliyle izlediğimiz kızı Elli ile birlikte yaşayan Juha, ilgisiz, unutkan ve sorumsuz bir baba profili çiziyor. Cerrahlık yapan ve başarılı ameliyatlara imza atan Juha’nın hayatının tekdüzeliğinin küçük bir parçasına şahit olduktan sonra baş karakterimizin BDSM dünyası ile tanışmasına şahitlik ediyoruz. Kızı Elli’nin diline piercing yaptıracağı sırada tesadüfen bu kendi hayatına uzak dünya ile karşılaşan Juha bir anda neye uğradığını şaşırıyor. Eşinin ölümünden sonra yaşadığı ve bir türlü üzerinden atamadığı derin kederi bir Dominatrix’in kölesi daha doğrusu köpeği olarak atmaya çalışıyor.

Filmekimi tanıtım katalogunda ‘fiziksel acının duygusal acıyı aştığı zamanlar’ şeklinde anlatılan filmde Juha’nın ne kadar ileri gidebileceğini görüyoruz. Sahibesi şeklinde isimlendirilen Dominatrix Mona ile çok boyutlu ve gel-gitli ilişkisi üzerinde de duruluyor. Film boyunca BDSM kültürüne ait ögeler, ayinler, partiler ve cinsel hazza ulaşma yöntemleri hakkında fikir sahibi olunabilecek birçok sahne izliyoruz.

Kimilerine göre fazla cesur kimilerine göre dozu düşürülmüş

Kimi izleyici tarafından fazla açık seçik ve mide bulandırıcı bulunan film, türevi filmler izleyenler tarafından belki dozu düşürülmüş bile bulunabilir. Lars Von Trier’in meşhur Nemfomanyak filmindeki sado-mazoşist sahnelerle kıyaslandığında bile çok daha hafif kalacaktır. Biçime son derece önem verilen filmde; çekim açıları, kullanılan renkler, özellikle günlük hayat ile BDSM halleri içindeki renkler arasındaki keskin ton farklılıkları sahnelerin inandırıcılığını yükseltir nitelikte.

Biçim açısından birçok izleyiciden tam not alabilen Köpekler Pantolon Giymez ne yazık ki yaşanan travmatik durumun net bir şekilde ortaya konulması bakımından yetersiz bulunuyor. Özellikle karakterlerin iç dünyasında neden BDSM’ye yöneldiklerinin yeteri kadar derinlikli anlatılmadığı düşünülüyor. Baş karakterimiz Juha kadar önemli olan diğer ana karakter Mona’nın son derece yüzeysel işlenmesi ve filmin yardımcı oyuncularından Elli’nin hayatına ise fazlaca değinilmemesi filmden not kırılmasına neden olan önemli etkenler.

Karakterlerin yüzeysel anlatılışı bilinçli bir tercih mi?

Juha’nın eşini kaybettiği zamandan küçük kızı Elli’nin büyüyene kadarki geçen süre zarfına dair hiçbir bilgiye sahip değiliz. Onca yıldır Juha’nın neler yaşadığı, birlikte yaşadığı kızı Elli ile nasıl bir ilişki sürdüğü çok yüzeysel bir şekilde anlatılıyor. Tüm bu unsurların filmin derinliğini ve etkileyiciliğini sarstığı düşünülüyor. Bir taraftan da  bunun bilinçli yapılıp sadece bir insanı BDSM kültürüne itebilecek unsurlara dikkat çekilmek istendiği fikrini ortaya atanlar da var.

Tüm bu fikir ayrılıklarına rağmen Köpekler Pantolon Giymez gibi hem konu hem de biçim bakımından iddialı bir yapım daha travmatik ve derinlikli işlenebilirdi. İzleyicinin adeta gözünün içine sokulan birkaç neden-sonuç ilişkisi daha yumuşak hatlarla ancak daha derinlikli anlatılabilirdi. Bu durum karakterlerin karikatürize edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldıracak ve daha insani karakterler şeklinde algılamamızı sağlayacak ve filmin etkisini de daha sarsıcı kılacaktı.

İlk başlarda evli, genç ve çocuklu bir adam olan Juha aslında kızı Elli büyüdükten sonra da pek yaşlanmıyor. Ancak filmin başında kısacık gördüğümüz karizmatik ve ailesine düşkün genç adam tipi yaşı ilerleyince biraz daha robotik bir tipe dönüşüyor. Ancak bu değişim keskin hatlı olduğu için eşinin ölümünden sonra aradan geçen zamanda görmediğimiz gibi Juha’nın neler yaşamış olabileceğini de pek kestiremiyoruz.

Aman dikkat! Yazının bundan sonrası azami miktarda spoiler içerebillir! Filmi izlememiş olanların seyir zevkini kaçırabilir!

Köpekler Pantolon Giymez, Juha ile küçük Elli’nin yaşadıkları evin önündeki gölde balık tutma sahnesiyle başlıyor. Sudan çıkarılan balığın uzun süre can çekişmesi bize daha filmin başında boğulma ile ilgili bir metafor olacağının sinyalini veriyor. Daha sonra sevinçle annesine giden Elli’nin ‘anne babam balık tuttu’ dediğini duyuyor ve annesinin burada kayıtsız kalışını görüyoruz.

Tesadüfen BDSM dünyasına giren yaralı bir ruh

Aileyle ilgili bu kısacık sahnenin ardından ertesi sabah Elli, annnesini göle atlarken görüyor ve babasının yanına gidip ağlamaya başlıyor. Bunun üzerine bir şekilde Juha, eşinin göle atlayıp dönmediğini idrak edebiliyor. Buradan anladığımız üzere daha önceden intihar girişimleri olan eş, Juha’nın paniğe kapılmasına neden oluyor. Suya atlayan ve su altında uzunca süre kalan Juha ne yazık ki eşinin ölmesine engel olamıyor. Kendisi de ölmekten son anda kurtuluyor ve bir başkası tarafından suyun altından yarı baygın şekilde çıkartılıyor.

Çok kısa bir süre zarfında tüm bu olaylar yaşandıktan sonra Juha’nın orta yaşlı bekar bir baba olduğu zamanlarına tanıklık ediyoruz. Minik Elli de epey büyümüş, neredeyse ergenliğinin son zamanlarında hatta yetişkin sayılabilecek bir döneminde. Kızı piercing yaptırırken ona eşlik ederken de tesadüf eseri bir odada heykel mi yoksa canlı mı olduğu tam belli olmayan etrafı kesici dikenlerle donatılmış bir adama rastlıyor. Ona dokunmaya kalkışınca da ileride sahibi olacak Dominatrix Mona tarafından boğularak engelleniyor. Ne zaman ki Elli geliyor, Juha sahibesinin elinden kurtuluyor. Burada bir parantez açarak piercing ve türevi vücuda yerleştirilen metaller üzerinden de BDSM kültürüne göndermeler yapılıyor. Elli diline yaptığı piercingi arkadaşlarına gösterirken yanına gelen ergen bir oğlan ‘oral seks iin değil mi?’ diyor mesela. Bir sahnede de Juha’nın kızının piercing yaptırdığından bahsettiği eşcinsel doktor arkadaşı eski erkek arkadaşının da kasıklarında piercing olduğunu ve bunun cinsel haz açısından da kullanılabileceğini söylüyor. Bir de Juha’yı şu sözlerle kutluyor: “Eğer ki kızının şimdi piercing taktırmasına izin verirsen ileride asiliklerini yönetebilirsin.”

Boğulma- boğularak ölen eş- cinsel haz üçgeni

Yine bu kısacık karşılaşma sahnesinden sonra acilen Mona’dan kendisini domine etmesi için randevu talep ediyor Juha. Mona’yla ilk karşılaşmasından önce de Juha’nın odasında karısının eşyalarına sarılıp onun parfümünü koklayarak çılgınca ve acı içerisinde mastürbasyon yapmasına tanıklık ediyoruz. Karısının bluzunu kafasına geçirip tüm suratını kapatarak mastürbasyon yapan Juha’yı izlediğimiz sahnede de aslında boğulma-boğularak ölen eş-cinsel haz üçgenine gönderme yapıldığını filmin ilerleyen sahnelerinde anlayabiliyoruz.

Alınan ilk komut: “Köpekler Pantolon Giymez”

Mona ile ilk randevusuna takım elbisesiyle gidiyor Juha. Mona tarafından kendisine verilen ilk domine edici komut ise ‘Pantolonunu çıkart, Köpekler Pantolon Giymez‘ olduğunu duyuyoruz. Filmin bu noktasından sonra filmdeki renkler ve atmosfer tamamen BDSM etkisine giriyor. İkilinin buluşmalarında Juha’nın Mona’dan tek dileği kendisini boğması oluyor. Sürekli şiddeti artan ayinler sonunda Juha ölüm tehlikesi bile atlatıyor.

Ana karakterlerden Mona da tıpkı Juha gibi sağlıkla ilgili bir meslekle uğraşıyor. Fizyoterapist olan Mona’nın mesleğinde kullandığı eşyalar Dominatrix kimliğindeki eşyalarla benzeşiyor. İki karakterin de sağlıkçı olması aslında BDSM ayinlerinde nerede duracaklarını ve olası bir felaket anında neler yapılması gerektiğini bildikleri anlamına da geliyor. Bu asli meslek seçimlerinin de neden bu şekilde olduğunu Juha ölüm tehlikesi atlattığında anlıyoruz.

Boğulma tutkusu nedeniyle sahibesi Mona’ya bağlılık duyan ve bu hissi istikrarlı biçimde takip eden Juha, peki bu işin sonunda ne kadar ileri gidiyor? Peki, filmin eşsiz müzik seçimleri eşliğinde çekilen son sekansları bize ne anlatmak istiyor? Bu kadar spoiler yeter. Filmin geri kalan kısımlarına ilişkin derinlikli analizlerimizi bir sonraki yazıya saklıyoruz.

 

Eğer ki BDSM hakkında detaylı bilgi almak isterseniz şu siteden belki faydalanabilirsiniz: https://bdsmkulturu.com/bdsm-ve-cinsel-terimler-sozlugu

Filmin Künyesi

KÖPEKLER PANTOLON GİYMEZ/DOGS DON’T WEAR PANTS/KOIRAT EIVÄT KÄYTÄ HOUSUJA

Yönetmen

Jukka-Pekka Valkeapää

Oyuncular

Pekka Strang, Krista Kosonen, Ester Geislerová, Ilona Huhta, Jani Volanen, Oona Airola

Yapım/Yapım Yılı

Finlandiya, Letonya / 2019

Köpekler Pantolon Giymez filminde yer alan şarkıların listesi

J.S. Bach: Minuet in G, BWV Suppl. 114
Carl Seemann – Topic

Albinoni: Adagio for Strings and Organ in G minor
Maria Theresa Garatti – Topic

Then I Kissed Her (Remastered)
Beach Boys

Limbo
Sin Cos Tan – Topic

Love in Rimini
Peter & The Magician – Topic

Take A Chance
Lilwalt The Singer – Topic

Elif Soykan/Ajanda İstanbul

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Ajanda İstanbul'u sosyal medyada da takip edin!